Konferanslar

Konferanslar (2)

konferans

TFF


Dr. Bradley 2010 yılında TFF - Herkes İçin Futbol Köylerini dolaştı.  
Anadolu'nun dört bir yanındaki köyleri dolaşarak çocuklara kendi geliştirdiği  programla beslenme eğitimi  verdi.
Programını  TFF için çalışacak diyetisyenlere de bir eğitimle aktardı.

 

Kasım 2011 

Antalya’da dünyanın en iyi bilim adamlarının katıldığı  Uluslararası Beslenme ve Kanser Kongresi’ndeydim! Üstelik medya adına katılan  tek kişiydim ! 

Geçen hafta Antalya’da 4 gün boyunca uluslararası Beslenme ve Kanser Kongresinde dünyanı dört bir yanından gelen bilimadamları  ve doktorlarla birlikteydim.  Sizlere iletebilmek için notlar aldım, röportajlar yaptım; hem Vatan için hem de ülkemizin tek sağlık kanalı  HTV’de yayımlanan ‘Doğanın Mucizesi’ adlı  TV programım için.Kongreye  medyadan tek katılan kişi (yerli-yabancı !) bendim. 

Uzun süredir dikkatimi çeken   nokta şu: Ortalıkta herkes  ayrı  bir bitkiyi, sebzeyi veya meyveyi  baş tacı ediyor , yararlarından bahsediyor . Ama ben doktorum, bilimsel araştırma sonuçlarını görmeden gereksiz yere yüceltmelere karşıyım. Hemen her meyve –sebzede antioksidan var. Ortada bir antioksidan patlaması yaşanıyor! Meyve –sebze yemek tabii ki yararlı. Artı; her meyve  ve sebzeden  sağlığımıziçin yararlı  farklı bir bitkisel besin alıyoruz. Ancak bazı ürünleri gereksiz tüketiyor olabilir miyiz, gereksiz para harcıyor olabilir miyiz, bilimselliği ne kadar??? İşte bu kongrede kafamdaki bazı soruların yanıtlarını buldum, sizlere iletmeyi borç biliyorum.  Katılan tüm bilim adamları özenle seçilmiş, dünyanın sayılı üniversitelerinde öğretim görevlisi, araştırmacı kişilerdi. 

İşte  öne çıkan , en çok konuşulanlar: 

1-Sulforafan ( Brokolinin içinde bulunan bir bileşen)
2-Kurkumin ( Zerdeçalın içinde bulunan bir bileşen)
3-Likopen( domateste var)
4-Resveratrol ( üzüm kabuğu, suyu ve kırmızı şarapta bulunan bir bileşen)
5-Nar ve nar suyu 

BROKOLİNİN İÇİNDEKİ SULFORAFAN KANSERE KARŞI KORUNMADA  YARARLI ! 

Prof.Dr.  Steven Clinton
Ohio State Üniversitesi Medikal Onkoloji Bölümü ( Prostat Onkolojisi Bölümü) 

Dr Clinton, epidemiyolojik kanıtlarla brokoli, lahana, brüksel lahanası gibi sebzelerin bazı kanser türlerinin gelişme riskini azalttığını zaten biliyorduk. Ancak siz brokoli filizinde bol bulunan sulforafan adlı bileşenin mesane kanseri riskini azalttığını , tümör gelişmesini durdurduğunu gösterdiniz.  Nasıl bir deney yaptınız ?
Brokoli ve brokoli filizi içinde neler olduğunu anlamak için çok iyi bir bilimadamı grubuyla çalışıyorum. Kansere karşı savaşmada etkili özel bazı kimyasal bileşenlere bakıyoruz. Mesane kanseri üzerinde çalıştık.
Mesane tümörleri 60 yaş ve üzeri erkeklerde en çok görülen  2. kanser türü. Sigara içenlerde risk 3 kat artıyor. Ayrıca mesleğe bağlı da gelişebiliyor. Genlerin önemi var. Şunu da gördük; beslenme şekli de etkiliyor. Bol sebzeyle beslenenlerde daha az görülüyor.
1986-1996 yılları arasında 50 bin erkek üzerinde meyve-sebze ilişkisini araştırdık. Brokoli, karnabahar, brüksel lahanası, lahana  gibi sebzeler mesane kanseri riskini düşürüyor.
İlk deneyimizde  önce laborotuvarda kültür ortamında hücrelere baktık. Bu bize kanser hücrelerinin çok duyarlı olduğunu gösterdi. Brokoli ekstreleriyle brokoli filizini kaşılaştırdık. Brokoli filizinin çok daha etkili olduğunu gördük. 

Neden brokoli filizi daha etkili ?
Sulforafan adlı kimyasal bileşeni daha aktif! Brokoli filizinde bu bileşenden çok daha fazla bulunuyor. 

1990’ların başında Amerika’dan John Hopkins Üniversitesi’nden  Prof. Paul Talalay il kez sulfofranı tanımlamıştı.
Ancak onun kullandığı özel bir brokoli tohumu vardı. Her tohum aynı yapıda değil bildiğim kadarıyla…
Doğru! Biz de onun tohumunu kullandık deneylerimizde.

 

Sağlık konusunda bilinçli olan insanlar ve brokolinin potansiyel sağlık yararlarını bilenler bol bol brokoli tüketiyor artık..
Peki sulfofran tümör gelişimi üzerindeki etkisi ne?
Üzerinde çalıştığımız pek çok isotiyosiyanatten bir de sulfofran. Erucin adlı bir başka bileşenle birlikte mesane ( idrar torbası) kanserinde  daha etkili görünüyor. . Brokoli filizlerindeki erucin ve sulforafanın mesaneye kanser hücrelerine gittiğini gittiğini saptadık.
Mesane kanserli farelerde  tümör buyüme hızı yavaşladı. 

Ya insanlar ? Onlar üzerinde de deneyi tekrarladınız mı ?
Şimdi sıra orada işte ! 

Peki gidip manavdan brokoli alıp yesek bol bol… Aynı etkiyi göstermiyor mu?
Aynı şey değil. Düzenli olarak aynı ekstre miktarını alabilmek gerekiyor. Bir ekstre üzerinde çalışıyoruz.

---------------------------------------------------------------------- 

Prof.Dr . Ömer Küçük
Emury Üniversitesi Medikal Onkoloji,
Hematoloji ( Kan hastalıkları) 

BESLENMEYE BAĞlı KANSER   SAYISI 700 BİN ! 

Prof. Küçük, siz bu konferansı düzenleyenlerin başındasınız.. Kanser ve beslenme arasındaki ilişki nedir?
ABD’de  bir yılda görülen kanser vakalarının %50’sinin (  700 bin) beslenmeye bağlı nedenlerle oluştuğu düşünülüyor. Şişmanlık ve bazı kanser türleri arasında da direkt ilişki olduğu biliniyor artık. 

Türkiye’de fazla kilolu veya şişman  olanlar %50’lerde… İstatistik Kurumunun verisi bu.  Amerika’da şu anda obesite oranı nedir?
%70!

Direkt beslemeyle ilişkisi olan kanser türlerini sayabilir misiniz?
Kolon,rektum ( kalın bağırsağın dışarı açılış noktası olan anüsten önceki kısmı),meme, prostat, akciğer. 

Kansere yol açan beslenme - Kanser önleyici beslenme  şekli nedir?
Yol açan: Aşırı şekerli , katı yağlardan zengin, bol fast food, kızarmış yiyecekler…
Önleyen: Bol sebze; özellikle koyu yeşil yapraklılar,  meyve, tahıllar, baklagiller, sıvı yağlar, balık yağı… 

*Kansere karşı beslenmede kesinlikle tüketmeliyiz’ diyeceğiniz  sebzeler hangileri?
Brokoli
Lahana
Karnabahar
Brüksel lahanası
Soğan
Sarımsak
Yeşil çay 

---------------------------------------------------------------------------------- 

Prof. Dr. Bharat B. Aggarwal
MD Anderson Kanser Merkezi
Deneysel Terapötikler Bölümü 

‘Hayatınıza baharat ekleyin !’ 

Prof Aggarwal, kurkumin adlı zerdeçalda bulunan  bileşen çok konuşuldu.
Siz Kurkuminin babası gibisiniz. Kurkumin nasıl incelenmeye başlandı?
TNF – (Tumor Necrosis Factor)  bağışıklık sistemimizin bir parçası. Bu protein bağışıklık sistemimiz tarafından üretiliyor ve enfeksiyonlara karşı savaşmamızda yardımcı oluyor.
Bu protein enfeksiyonun ana göstergesi. Bir çok kronik hastalık yangının kontrol edilemez hale gelmesiyle oluşuyor. Eğer TNF’yi bloke edebilirsek, enfeksiyonu, enfeksiyonu bloke edebilirsek, kronik hastalıkları, kronik hastalıkları bloke edebilirsek de kanseri önleyebiliriz.
Biz bunu keşfettiğimizde TNF’ yi bloke edebilecek bir şeyler arayışı içine girdik. Kurkumin işte böyle çıktı ortaya. Kurkuminin en iyi TNF blokeri olduğunu buldum. 

Peki de bir çok baharat var . Zerdeçalla çalışmak nerden geldi aklınıza…?
Benim ülkem Hindistan’da zerdeçal en çok tüketilen baharattır. Kahvaltıda bile yenir. Hastalanınca annelerimiz bize sıcak süte karıştırılmış zerdeçal verirdi.
Yaraların üzerine, sivilcelere zerdeçal sürerdik.
Tüm bunları biraya getirdim; 1990’larda  eğer zerdeçal yangıyı önlüyorsa belki TNF’yi de bloke edebilir diye düşündüm ve araştırmalarıma başladım. 

Nedir zerdeçalın içindeki kurkuminin faydaları?
Antifungal, nati bakteriyel, anti viral,antikanser, antioksidan, anti enflamatuar  ( yangı önleyici).Halsizliği ve depresyonu da önler… Bir şey daha bulundu!
?????? 

UCLA’dan Greg Cole ve Mia Fiala Alzheimer ve Parkinson’a da iyi geldiğini kanıtladılar.

Ne kadar kullanalım ?
500 mg !  100 gram zerdeçal 2 gram kurkumin içeriyor. 
Yani 25 gram zerdeçal tüketmemiz gerekli her gün…

Her gün  bu kadar tüketmek zor gibi… En azından kendim için söyleyebilirm. Zanzibar’dan getirdiğim harika bir zerdeçal var Dr. Aggarwal .
Arada kullanıyorum ama aynı sarımsak gibi 2 gün vücut kusuyor.  Kokusu tüm evde asılı kalıyor.  Ev Hint restaurantına   dönüyor !
( Kahkahalarla  gülüyor) 

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Dr. Dean  E. Brenner /
Michigan Üniversitesi
Farmakoloji( İlaç Bilimi) Bölümü 

Kongrede  siz de kurkumin üzerine konuştunuz.  
Kurkumine  bu yoğun ilgi ne zaman ve nasıl başladı?
1990’ların ortalarında! Örneğin ben 1994’de kurkumin üzerinde çalışıyordum.  Doğal ürünler arıyorduk. Patent  hakkı olmasın istiyorduk.

 

*Nasıl bir deney yaptınız ve sonucu ne oldu?

Farelerde kolon kanseri üzerine etkisine baktık. Ben bilimin önleyici tarafında çalışıyorum.  
Öyle bir konu seçmek istedim ki pek çok hayatı kurtarma şansımız olsun !
Kullanacağım ürüne kolaylıkla ulaşabilmeliydim. Akciğer , prostat , meme , kolon kanserinden ölüm oranları tüm diğer türleri geçiyor. Kalın bağırsağı görebiliyorsunuz.
Biyopsi alabiliyorsunuz. Seksüel bir organ değil. Çalışması kolay. 

Türkiye’de  pek öyle olmayabiliyor! Özellikle erkekler kolonoskopi fikrinden  pek hoşlanmıyorlar.
Bunun yetiştirilme tarzıyla , erkeklik baskısıyla da ilgili olduğunu düşünüyorum.
•(Yüzüme inanamayan gözlerle bakıyor)
Burdan yola çıktık ve kanser gelişimini nasıl engelleyebiliriz diye  bakmaya başladık.  
Önce aspirinle başladık. Ama aspirin kanamaya yol açıyordu çoğu insanda.. Aynı mekanizmaya sahip bir şey bulmamız gerekiyordu.
Hindistan’da kurkumin üzerine  araştırmalar vardı, ama kalitesi düşüktü. 

Doz ne olmalı? Günde ne kadar kurkumin kullanmalıyı z?
Biz sağlıklı deneklere günde 2-4 gram arası verdik ve kolorektal  ( kalın bağırsak ve dışarıya çıkış bölgesi) dokuya baktık .
Kurkuminin  iyi huylu  kitleleri olan veya sigara içenlerde görülen  bir çeşit kıvrımlanmayı azalttığını gözlemledik. 

O zaman sigara içenler kurkumin mi kullansın veya düzenli zerdeçal mı tüketsin?
Hayır! Henüz  sigara içenlerde oluşan bu bağırsak içi kıvrımsal oluşumların kolon kanseri riskini artırdığına dair bir verimiz yok !
Ama yine de bizim için çok önemli bir bulgu.

Sorumu tekrarlıyorum: Günde ne kadar kurkumin tüketelim?
Hiç !  
Gerçekten ne yaptığını bimiyoruz ! 

Siz bir de piperine ‘den bahsettiniz… O nedir ? 
Karabiber çekirdeklerinde bulunan bir  bileşen. Bizi şöyle çekti kendine; hücreden toksik atıkları uzaklaştırıyor.  
Hücrenin içine  ve dolayısıyla vücuda daha çok kukumin girmesine yardımcı oluyor. Böylece kurkuminle birlikte piperine’e de bakmaya karar verdik.

Baharatlar ne kadar çok işe yarıyor. Aynen bazı vitamin ve mineraller gibi birlikte etkileri daha da artıyor demek ki…
Evet. Piperine çalışmasını  da Dr. Madhuri Kakarala yaptı. Kurkumin ve piperine birlikte kullandıldığı zaman etkileri artıyor, bunu gördük. 

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Prof. Remzi Muhammed
Wayne State Universitesi
Kanser Araştırmaları Merkezi Yöneticisi 

Prof. Muhammed Apple’ın kurucusu Steve Jobs pankreas kanserinden ölünce bu kanser türü gündemin başına yerleşti.
Siz  de kalın bağırsak ve pankreas üzerine çalışıyorsunuz. Ayrıca kurkumin üzerine çalışmalarınız var.
Amerika’da bu iki kanser türünden toplam ölüm yılda 450 bin kişi.
Doğal bir ürünü  biraz değiştirip daha güçlü hale getirebileceğimi düşündüm.
Ekibimle birlikte yaptığımız şuydu: Kurkumin molekülüne 2 florid molekülü ekledik ve onu daha güçlü hale soktuk.

Kaç kat güçlü?
100 kez!

Bazı bilim adamları doğal haliyle kalmasından yana….Kurkuminin biyoyararlanımı ( vücudun bunu kullanma yeteneği)  az.
Bir de vücuttan çok hızlı atılıyor.
Bu  yüzden güçlendirmemiz gerek. 

Peki düzenli alalım mı?  Her gün düzenli  kurkumini bulunduran zerdeçal kullanalım mı?
Eğer her gün kurkumin alırsanız , kanseri önlemede etkisi olabilir diye düşünüyorum.
Kolon kanserini önlemede yararlanabiliriz. Ama çok  büyük miktarlarda almanız gerekiyor. Bu benim görüşüm. Daha yolumuz var. 

Bir de Türkiye’de bizim böreklerde çok kullandığımız çörek otundan bahsettiniz…
Evet.  Çörek otu üzerinde de çalıştım. Kanseri önlemek için kullanılabilir.

Ne kadar kullanalım?
Sabah 1 çay kaşığı, öğleden sonra 1 çay kaşığı. Ben  çörek otunu balla karıştırıp yiyorum. 

İçindeki aktif madde ne?
Thymoginone! Bu maddeyi de 20 kat güçlendirdik. Patentini aldık. 

CDF (Curcumin Di Flouride ) adlı patentli ürününüzün pankreas ve kolon kanseri hücrelerini öldürebildiğini açıkladınız. …
Bu çok önemli bir buluş !
Evet, nanomoller halinde kullanıldığında bile bu etkiyi gösteriyor.

Peki Prof. Muhammed , bu kadar insan ölmeye devam ediyor, niye piyasaya çıkmıyor  bu ilaç?
Evet ama yeni bir buluşun ilaç olarak çıkabilmesi için bazı evrelerimiz var.

1-In vitro ; yani laboratuvar ,bu aşamayı geçtik.
2-Etki mekanizması. Bunu da geçtik.
3-Farelerde deney :Bunu da yaptık.  Sonuç çok iyi.
4-İnsanlar üzerinde deney…. İşte şimdi buradayız!
Sonra onay almak için başvuracağız. 

Kaç yıl daha var onay alınıp insanlığın hizmetine sunulması için?
En az 7 yıl!

İnsanlar ölüyor Prof. Muhammed! Elinizi çabuk tutun lütfen!
(Sevgiyle gülümsüyor.) Maymun ve köpekler üzerinde deney yapmamız gerekiyor.
Eğer bu hayvanlar üzerinde etkili olduğunu görürsek daha hızlı ilerleriz.Araştırmamıza fon arıyoruz. 

Ne kadar lazım?
150 bin dolar!
( Bu kez ben savaşlar için harcanan parayı düşünerek acıyla gülümsüyorum.) 

------------------------------------------------------------------------------------------------ 

Dr. Ben van Ommen
TNO adlı Hollanda Araştırma Kuruluşunun başındaki bilim adamı.
Bu kuruluşta 4 binden fazla bilimadamı çalışıyor. 

Dr. Ommen siz kongrede  en çok soru alan bilimadamı oldunuz, tartışma yarattınız. Kanser tedavisine yeni bir yaklaşımınız var.
Vücudunuzda homeostazis( denge-uyum) sağlamanız gerekiyor. Bunu yapabilmek için de devreye bir çok moleküler mekanizma giriyor.
Bu sağlığın yeni bir tanımı! ‘Acaba bu yeni tanım kanser için de geçerli mi? ‘  diye sordum dinleyicilere. Bu yaklaşım  tartışma yarattı. 

Fenotipik esneklik’diye bir kavramdan bahsettiniz. Nedir bu?
Adapte olma yeteneği…İnsanlar yaşlandıkça fenotipik esneklikleri azalıyor,  belki  bu yüzden kansere daha çok yakalanıyorlar..
Ancak şunun altını çizmem gerekiyor: Fenotipik esneklik ve kanser arasında 15 adım var! 

Sağlık  adapte olabilme yeteneğidir’ diyorsunuz.
Kesinlikle öyle! Kanser hakkındaki birçok araştırma küçük fragmanlara bakıyor.   Oysa ortada büyük bir bulmaca var, buraya bakmak lazım! Ben kanser üzerine araştırma yapmıyorum. Benim araştırmam beslenme  ve sağlıklı olma , sağlığı koruma üzerine… Daha çok metabolik hastalıklar  büyütecim altında. Şeker hastalığı, kardiyovasküler hastalıklar , şişmanlık gibi….  Ancak sağlığı korumak için gerekli olan mekanizmalar  diğer birçok hastalık için de gerekli , diyete bağlı kanserler için de!
Sağlıklı olmak için genel bir prensip olduğu düşünüyorum:  Sürekli olarak yeni durumlara adapte olabilme yeteneği… 

Yağ deposu ve kanser arasında bir ilişki var mı?
Araştırmalar 5o-59 yaş arası obesitenin doruk noktasında olduğunu gösteriyor. Yine araştırmalara göre kanser de 60’ lı yaşlarda  başlıyor.   Sürecin gelişimi dikkat çekici … Ayrıca tüm dünyada bu konudaki araştırmalar olabileceğini gösteriyor. 

Dikkat çekici bir başka nokta da; karaciğer yağlanmasına karşı L- Karnitin öneriyorsunuz…
Karaciğer birçok nedenle yağlanabiliyor. Alkol tülketimi, fazla kilo,şişmanlık… Yağlı karaciğeri olan hastalarla yapılan  beslenme araştırmaları  onlara ekstra L-Karnitin verdiğimizde karaciğerde yağlanmayı azaltabildiğimizi gördük. Çünkü karnitin karaciğerde birikmiş yağ asitlerinin enerji olarak kullanılmasını sağlıyor. 

Bir de fruktozun da daha çok karaciğrede yağlanmaya yol açtığını  söylüyorsunuz.
Evet, biyokimyasal olarak fruktoz glukoza göre karaciğeri yağlandırmaya daha yatkın. 

Başka  karaciğer yağlanmasında ne  kullanılabilir?
Kolin! Eğer yağ yerseniz bu karaciğere gidiyor.Oysa diğer organlara da gitmesi gerekli.  Kolin yumurtada  bulunan  bir besin. Eğer yeterli kolin yoksa vücudunuzda karaciğerde yağ birikmesi oluyor yine. … 

Kanserde beslenmenin önemi nedir?
Besinlerden aldığımız birçok vitamin, mineral, fitokimyasal var. Bunlar fenotipik esnekliği sürdürmemize  yarıyor. Makinenin yağı gibi düşünebiliriz.
Brokolide bulunan sulforafan, zerdeçalda bulunan kurkumin, yeşil çay, quercetin, resveratrol … Bunların kansere karşı önleyici olduğu düşünülüyor, bazıları kanıtlandı. 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Wisconsin-Madison Universitesi’nden  Prof. Hasan Mukhtar’dan notlarım: 

•Narın  kırmızı şarap ve yeşil çaydan daha yüksek antioksidan kapasitesi var.
•Nar suyu farelerde tümör gelişmesini engelliyor.
• Nar suyunda bulunan en aktif madde Delphinidin.
• Bu madde patlıcan,havuç, domates ve çilekte  de var.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------- 

 

Prof. Carlo La Vecchia
Mario Negri  Farmakoloji Enstitüsü
Epidemiyoloji Bölümü Başkanı 

Pizza yiyenlerde kansere daha az rastlanıyor! 

Kanserden korunmak için beslenme şekli nedir  denince sadece meyve ve sebzeyi artırmayı anlamayın! Kırmızı eti artırmaktan kaçınmak,rafine karbonhidratlardan kaçınmak, zeytinyağı ve diğer sıvı yağları katı yağlara tercih etmeyi de anlamanız gerekiyor. 

İtalya’da erkeklerde fazla kilolu ve şişman  kişilerin toplam yüzdesi %44, kadınlarda % 32.5.
İtalya’da son 20 yıldır obesite artmadı. Kansere karşı korunmada sağlıklı bir kiloda kalabilmek önemli .( Türkiye İstatistik Kurumu’nun son verilerine göre bizde %50’lerde)
Çalışmalarımız zeytinyağı tüketiminin artmasıyla  yumurtalık , meme, mide , kolon , pankreas kanseri  riskinin azaldığını gösteriyor. 

Pizzayı ara sıra yiyenlere göre sık yiyenlerde sindirim sistemi kanser görülme sıklığına baktık. Sık yiyenlerde görülme sıklığı daha az. Bunu zeytinyağı, domates ve diğer pizza malzemelerine bağlayabiliriz. 

-------------------------------------------------------------------------------------------- 

KUTU YAPALIM

Likopen nedir?

Domates ve papaya, pembe guava, karpuz gibi meyvelerde bulunan bir karotenoid.
Kanseri önleyici etkisi üzerine araştırmalar yapıldı ve hala yapılıyor.
Bu önleyici etkinin potansiyel antioksidan  ve yangı önleyici etkisine bağlı olduğu düşünülüyor

Prof.  Dr. Kazım Şahin
Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi
Diyetle alınan likopenin bıldırcanlarda kanseri engellediğini gösteren ilk kişi! 

Siz , bıldırcanlarda rahim,  farelerde böbrek tümörleri ve rahim tümörlerinin  likopenden zengin beslenmeyle gerileyebileceğini gösterdiniz.
Nasıl bir deneydi bu?
Fareleri 3 gruba ayırdık. Bir gruba hiç likopen vermedik.  2. gruba kg başına100 mg , 3 . gruba kg başına 200 mg likopen verdik.
Hem böbrek hem rahim tümörlerinde tümör büyüme hızını gerilediğin gördük. Bu sonuç bize likopenin bu kanser türlerinde önemli bir rol oynadığını gösterdi. 

Neden böbrek  ve rahim tümörlerini seçtiniz?
Her ikisinin de beslenme şeklimizle ilgili olduğu düşünülüyor.
Bir çok araştırma böbrek tümörlerinin aşırı et, süt ürünleri, margarin ve yağ tüketimiyle riskinin arttığına işaret ediyor.
Risk meyve sebze tüketiminin artmasıyla azalıyor.

------------------------------------------------------------------------------------------

Prof. Will Steward 
Onkoloji  Bölümü
Leicester Üniversitesi 

Resveratrol üzümün sadece kabuğunda var!
İngiltere’den Prof Will Steward konferansta  kusursuz anlatımı ve bilgisiyle en çok ilgimi çeken bilim adamlarından biriydi.

 Prof. Steward resveratrol nedir?
Resveratrol birçok bitki tarafından üretilen bir madde. Özellikle de bakteri- mantar gibi ataklara maruz kaldıklarında üretiyorlar. 

Nerelerden alabiliyoruz?
Üzüm , kırmız şarap,  fıstık başlıca kaynaklar. 
Karşılaştırma yapalım mı?  Bu üçünü nasıl tüketeceğiz görmek için… 

1600 gram kırmızı üzümdeki resveratrol ½ litre şaraptakine , o da
10  kase fıstıktakine eşit.

Rahatlıkla kullanılabilir mi, fazlasının bir zararı var mı?
Genel olarak bir zararı yok. 

Üzümün sadece kabuğunda var dediniz. Çekirdeğinde, etli kısmında  yok mu?
Hayır.

Ya şarap?
Düşük  bir doz; 5 mg  1/3 şişeden alınabiliyor. Henüz kanıtlamadık ama bu kadarının , düşük doz da olsa yeterli olabileceğini düşünüyoruz.

Kanserden korunmak için  genel olarak nasıl beslenmeliyiz sizce?
Tek tip beslenmeyin. Çeşitli meyve ve sebzelerden yiyeceklerden oluşan bir beslenme biçimini tercih edin.
Şunu biliyoruz; Güney Fransa’da  günde 1/3 şişe  kırmızı şarap içiyorlar. %40 daha az kanser riskleri var. 

Bu da bir tür Fransız Paradoksu olmalı.. Çünkü çok kırmızı et ve diğer yağlı hayvansal ürünleri de  tüketiyorlar.
Aynen kardiyovasküler hastalıkların da onlarda az görülmesi gibi..
Kesinlikle! 

Daha çok alsak bu resveratrolü daha mı iyi?
Hayır, büyük olasılıkla öyle değil. Belki de 5 mg bile gerçekten gerekenden fazla, araştırıyoruz.
Çünkü bizim araştırmalarımız şimdilik ılımlı bir dozun yüksek dozlardan daha koruyucu olduğunu gösteriyor. 

Siz düzenli resveratrol alıyor  musnuz?
Hayır!

Neden?
Çünkü deneylerimizin sonuna gelmedik daha.

Kolon kanserinde yararlı olabileceğiniz görmüşsünüz ama…
Evet, kolon kanserli hastalara verdiğimiz zaman dokuda iyi  değişikliklere yol açtığını gördük. Kalın bağırsak dokusunda yerleşip kalıyor.
Ama daha çok araştırmaya ihtiyacımız var.
Resveratrol insanlarda Tip 2 diyabet,bunama,kardiyovasküler hastalıklarda da kullanılabileceği yolunda ümit veriyor …
Bunamada beyninde kan akımını artırdığı için yararlı oluyor. 

İspanyol şarabında daha fazla resveratrol  olduğunu belirtiniz. Neden İspanya üzümünde daha fazla resveratrol var?
Üzümün resveratrol yapma nedeni stres! Daha çok da mantar enfeksiyonlarıyla savaşmak için yapıyor! Belki de o ülkelerde daha çok mantar enfeksiyonu var.

Acaba güneş neden olabilir mi diye düşünmüştüm..?
Güneş değil! Bitki mutlu, ama strese ihtiyacı var. 

İLETİŞİM

Telefon
:
90-212 322 11 28 
Faks
:
90-212 322 73 87
GSM
:
90-532 614 85 80
Adres
:
İstanbul Caddesi Tan Sokak Kemer Corner Sitesi
İnci Blok Kat 4 Daire 32 Göktürk / İstanbul
E-Mail
:
yaseminbradley@gmail.com