Yurtiçi Gezileri

Merhaba, 

Turizm denince aklımıza hep ne geliyor…?
Deniz,kumsal, güneş…..  Ve bu üçlünün olduğu şehirler….
Oysa ülkemizde, doğusuyla batısıyla iç anadoluda gizli kalmış bir sürü hazine var.
İşte Beypazarı da onlardan biri. Üstelik ülke turizmine  çok büyük katkısı olan şehirlerimizden.… 

BEYPAZARI... 

İç Anadolu’da bölgesinde yer alıyor, Ankara’ya bağlı bir ilçe.
Aracınızla gitmek isterseniz;Ankara'nın  98 Km batısında, İstanbul’a  320 km. uzaklıkta.
Eski Ankara-İstanbul yolu üzerinde.

Beypazarı ilçesine ilk çağda Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, daha sonra da Anadolu Selçuklu ve Osmanlılar  egemen olmuşlar.
Roma döneminde, İstanbul'u Ankara ve Bağdat'a bağlayan önemli büyük tarihi geçit yolları üzerinde bulunan Beypazarı’nın ilk  adı Lagania; yani  "Kaya Doruğu Ülkesi" 

Osmanlı döneminde askeri sistemin belkmeiğini oluşturan  Tımarlı Sipahi Merkezlerinden biriymiş.
Yöredeki Sipahi beyine ve ticari, ekonomik hayatın yoğunluğuna dayanılarak "Beğ Bazarı" diye adlandırılmış.

Evliya çelebi de Seyahatnamesi’nde  Beypazarı’nın ne güzel, berketli, gezilesi bir  yer olduğunu vurguluyor. 

Gezmek için en iyi zaman sonbahar.
Belediyenin ücretsiz rehberlik hizmeti var. 

İşte  Beypazarı’nda  yapmadan dönmeyin diyeceklerim : 

1- Hıdırlık tepesi’ne çıkın !

Şehrin en yüksek noktası burası. Şöyle şehre bir kuşbakışı bakın önce ..   Bu güzel şehri dolaşmaya başlamadan önce içinize çekin.  
Bu tepeden tarihi konakları, doğal güzellikleriyle tüm Beypazarı  bir anda avucunuzda…

2- Beypazarı sokaklarında yürüyün.

Hıdırlık tepesinden sağa döndüğünüzde kendinizi eski kasabanın içinde bulacaksınız. 3000 ahşap ev, 200 yıllık çarşısıyla kendini korumayı başarmış bir yer burası…İlk dikkatimi çeken  cumbalı,guşgana adı verilen çatıları olan 2-3 katlı evler. Adı kuş konağından geliyor bu evlerin.  Eskiden kadınlar özel eğlencelerinde, erkekler iftar yemklerinde kullanırlarmış bu çatıları.Diğer günlerde de sebze, hamur kurutma işleri burda yapılıyor. 

3-Alaattin Sokak’taki tarihi konakları gezin, alışveriş yapın, yerlilerle sohbet edin .

Alaattin Sokak restorasyonu tamamlanmış ve hizmete açılmış birçok tarihi konağı barındırıyor. Aynı zamanda yöresel ürünlerin satıldığı standlar da kuruluyor burda; şehrin en gözde mekanı. Beypazarlı ev kadınlarının tarhana, yaprak sarması, cevizli tatlı sucuk,, bazlama, baklava gibi  yemeklerini tadın. Marifetlerini  sergiledikleri tezgahlardan alışveriş yapın. Onlarla sohbet edin. 

4-  Müjgan Abla’nın  Yeri’nde öğlen yemeği yeyin.

80 katlı baklava, yaprak sarma, tarhana… Öğlen yemeği için en iyi adres burası.. 

5-İmaret Meydanı ve El Sanatları Meslekleri Dükkanları’na uğrayın.

Burda kaybolmak üzere olan el sanatları , meslekler  yaşatılmaya çalışılıyor.  Neler mi var? Kunduracı, semerci,dokumacı, kalaycı, yorgancı, bindallı işlemeciliği…Yöre kültürüne ait tüm ürünleri burada bulabiliyorsunuz.
Burada ziyaretçiler kendileri de tezgah başına geçip üretim aşamasına katılabiliyorlar. 

6-Yaşayan Müze’yi ziyaret edin.

Abbaszade Ailesinin 19. yüzyılda inşa ettirdiği 2 konağı da ziyaret etmenizde fayda var. Bu konaklar Beypazarı Belediyesi tarafından restore edilmiş.
Biri Yaşayan müze olarak hizmet veriyor. Diğeri ise (Adalet Konağı)misafirhane  olarak kullanılıyor.
Beypazarının en güzl konaklarından biri. Osmanlı dönemimin mimari yapısını yansıtması açısından önemli bu 2 konak. 

7-Havuçlu bişey yeyin ! 

Çünkü burası Türkiyenin havuç deposu! İlçenin girişinde sizi kocaman bir havuç heykeli karşılayacak. Tezgahlar arasında en canlı olanı da zaten havuç suyu satılan tezgahlar. Gözünüzün önünde sıkılıyor. Türkiye üretiminin %50-60’ını Beypazarı karşılıyormuş.  
Tabii havuç değişik biçimlerde karşımıza çıkıyor: Havuç lokumu, cezerye ,havuç reçeli ve dondurması ! 

8-Beypazarı Kurusu alın…

Beypazarında akşam evine dönen birini elinde mutlaka kuru görüyorsunuz! ‘İskoç bisküvisine rakibiz ‘diyorlar… Tereyağı, un ve sütle yapılan kuru dayanıklı bir kurabiye çeşidi…  Veya peksimet de denebilir. Aslında ikisi arası bir şey kuru…En önemli özelliği mi?  Neredeyse 1 yıl dayanıyor!   Üstelik katkısız! Çay saatleri için enfes ! 

9-İnözü Vadisini ziyaret edin.

İnözü Vadisi  doğa- severler için kaçırılmaması gereken bir yer. Nazlı nazlı akan İnözü çayı ve yeşil bir cennet sizi bekliyor burada. Burası doğal sit alanı; mağaralar, kaya mezarları ve kiliseler de var. Buraya kadar gelmişken yöresel yemeklerden Uruş kapaması ve höşmerimin de  da tadına bakmak lazım.    İnözü Vadisi hayvan ve bitki coğrafyası açısından çok önemli; nesli tükenmekte olan   bazı endemiklar burada yaşıyor. Örneğin; Beypazarı geveni.Akbaba, karaleylek,kızılşakhin, geyik,ayı da görmek mümkünmüş. 

10-Takım yemeği yeyin.

Taş Mektep’teyiz. 150 yıl once okulmuş burası.Günümüzde takım yemeği yemek isteyenler soluğu burda alıyor.  Takım yemeği düğünlerde davetlilere verilen yemeğin adı.
Takım yemeğinde neler var bakalım..
Piirnç çorbası, etli nohut, yaprak  sarma,pilav,baklava, üzüm hoşafı.. Bakır tepsilerde sunuluyor. 

11- Telkari  alın.

Telkari Gümüş İşlemeciliği Beypazarı’nın en önemli simgelerinden biri.  Belediye Binası’nda buluna Gümüşçüler çarşısındayız . Burası özellikle kadınların başını döndürecek bir yer. Aynı zamanda şehir merkezinde de bir çok gümüşçü var. 

12-Doğa Evi’ni ziyaret edin.

İlçe merkezinde tarihi bir evde hizmet veriyor. Doğa Derneği ve Beypazarı Belediyesi’nin ortak projesi.  Burasının amacı bölge doğasını anlatmak. Ziyaretçilere fraklı gezi rotaları gösteriyorlar. 

13-  Suluhan Kervansarayı’nı dolaşın.

Çarşının içinde bu kervansaray. 17.yy başında 1683’de yapılmış. Klasik Osmanlı şehir içi hanları tarzında. 2 katlı bir kervansaray. 

14- Beypazarı güvecini tatmadan dönmeyin !

Güveç düğün, cenaze ve mevlitlerin ana yemeği burada…Gerçekten de türkülere konu olacak kadar lezzetli.En ünlü güveçciyi buldum. 118 yıllık Tarihi Güveç Fırını.

 

Resmin içinde gezinmek için çift tıklayın veya altta ki küçük resimlere basın ve Safranboluyu keşfedin...

SAFRANBOLU

Safranbolu Karabük ilimize bağlı bağlı bir ilçe..
1994 Yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alındı.
2003 yılında Rodos’ta yapılan Avrupa Tarihi Kentler Birliği Toplantısında   Avrupa’da “En İyi Korunan 20 Şehir”den biri seçildi.

Ulaşım:  Safranbolu karayoku ile İstanbul’a 396 km. ,Ankara’ya 215 km, İzmir’e 729 km. mesafede.
Gezmek için en iyi zamanlar ilkbahar ve sonbahar. Ama kışın kar altında da çok güzel Safranbolu…

İşte Safranbolu’da  yapmadam dönmemeniz gerekenler. İlk 10 sıralamamız şöyle: 

1- Safranbolu sokaklarında yürüyün.

Safranbolu sokaklarında yürürken kendinize geçmişe ışınlanmış hissediyorsunuz. Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtıyor bu sokaklar, evler…. Tarihi yüzyıllara dayanan evleri, çeşmeleri, kalesi, saat kulesi, camileri, han ve hamamları, taş kaldırımlı sokakları ve köprüleriyle bir anda kendinizi bir  zaman tünelinde buluveriyorsunuz.

 2-Bir Safranbolu konağı’ nda kalın.

Önerim Gökçüğlu konağı. ( 370 712 6372 veya Güllü Konağı) En güzel Safranbolu evlerinin  olduğu bölge Bağlar’da bu konak.
Eskiden Saframnbolulular yazlık olarak bu bölgeyi kullanırlarmış.
Safranbolu evlerinin tüm karakteristik özelliklerini bu konakta görmek mümkün.  Konak yaklaşık 120 yaşında,asıl sahiplerinden sonra hiç el değiştirmemiş. İşte bu yüzden de günümüze kadar korunarak gelebilmiş.
Haremlik selamlık düzeni belirgin.
İki bölüm arasında yemek tepsilerinin bırakıldığı gömme dolap aynen korunmuş.
Her oda vaktiyle adeta ayrı bi ev işlevi görmüş; sedirleri, ocakları gusülhaneleriyle… ahşap dolapların içindeki gusülhanler eski dönemin duşakabinleri diyebiliriz.
Bu odalarda geceyi geçiriseniz 100-200 yıl önceki gibi tavandaki geometrik desenlere bakarak uykuya dalıyorsunuz. 

3-Cinci Han’ı dolaşın.

Telefon : +90 370 712 06 80  |   Fax : +90 370 712 06 54
Eski Çarsi Çesme Cinci Han Safranbolu / TÜRKIYE

Cinci Han Safranbolu eşrafından  Kaşbaşzade Hüseyin Efendi tarafından 1645 yılında yaptrılmış. (Cinci Hoca) Mimarı kim kesin olarak bilinmiyor.
Dönemin baş mimarlarında Kasım tarfından yapıldığı düşünülüyor. Devşirme olarak yetiştirlen ustaların tecrübesi ve el becerileriyle yapılmış.
Yapı malzemesi olarak moloz, kesme taş, birleşimlerindeyse Horasan harcı kullanılmış. 

4- Tarihi Arasta Yemeniciler Çarşısı’nda kahve için.

Bu çarşıda yüzyıllarca ülke insanına çarık üretilmiş. Yemenilerin kalitesi  kimliğini gizlyen görevliler tarafından denetlenmiş.
Denetleyiciler de yine meçhul üst makamlar tarafından kontrol ediliyormuş. Bu denetlemelerde kötü çarık ürettiği belirlenen esnafın yemenisi dükkanın çatısına atılırmış.
Pabucu dama atılmak deyimi işte buradan geliyor. O esnaf bir d aha kahveye giremezmiş !
Tarihi çarşı içinde kalımış tek yemenici Ethan Usta. (0505 466 4713)  Hazır buraya kadar gelmişken ayağınıza uygun bir yemeni alın.
Ayrıca buradaki Boncuk Kahve’de bir kahve içmeyi de unutmayın. Kahvenin  geçmişi 1600’lı yıllara uzanıyor. 

5-Kaymakamlar Evi’ni ziyaret edin.

Eski Safranbolu sakinleri kışın Çarşı adı verilen kent merkezinde kalırlarmış. İşte Kaymakamlar Evi de kışlık evlerden biri.
18. ve 19. yy. Türk toplumunun geçmişini, kültürünü, yaşama biçimini ve teknolojisini yansıtan Safranbolu Evleri arasında önemli bir örnek. 18. yy. başlarında yapıldığı sanılıyor.
Sahibi Safranbolu kışlası kumandanı Hacı Mehmet Efendi’dir. Hacı Mehmet Efendi’ye yarbay karşılığı olan “Kaim-Makam” denilmesi nedeniyle ailesi; dolayısıyla evleri de halk arasında bu isimle söylenegelir olmuştur.
Safranbolu Çarşı’sı içinde, Hıdırlık Yokuşu Sokağı üzerinde bulunan yapı özgün bir Türk Evi niteliğinde... 

6- Şehre Rum mahallesi’nden  bakın.

Turistlerin gözünden kaçan bir mekan Rum mahallesi. Rumların mübadeleyle bölgeden ayrılmasıyla birlikte evler sahipsiz kalmış. Bu sokaklarda bir tur atın. Buradaki Adalar Kafe  Safranbolu’nun panoramik manzarasına karşı çayınızı yudumlayabileceğiniz özel bir mekan. 

5-Dönerle kahvaltı yapın. 

Safranbolu’ya has bir adet bu; dönerle kahvaltı….İlk duyduğumda çok tuhaf geldi. Merkez Lokantası’ndayız. ( 370 72514 78)!  
Ev yemekleri sunan mütevazı br esnaf lokantası burası. Her cumartesi kent pazarına giden ahali için özel olark hazırladıkları  bir dönerleri var.
Ama haberiniz olsun; bu döner öğlene kadra bitiyor. 

7- Delioğlan sarığı ,sini çöreği ve bükme yeyin.

Deloğlan sarığı yöresel tatlılardan…
Sini çöreği; Kıymalı,ıspankalı cevizlibir çörek. ( Kavuşturucu Konağı’nda yapıyor. İlhan Kavuşturucu (370 712 1757).
Bükme: Kıymalı, pazı ve ıspanaklı bir tür kapalı pide. Yüklü kurbağ gibi olanı makbul. 

8.  Kente adını veren safran bitkisini tanıyın.

Safranbolu denince aklan safran bitkisi geliyor. Safran deyip geçmemek gerek,  Dünyanın En Pahalı Baharat Bitkisi.
Safranbolu’ya Adını Veren Bitki,
Mübarek Bitki,
Sahteciliği En Fazla Yapılan Baharat,
Kendi Ağırlığının 100.000 Kat Suyu Sarıya Boyayan Bitki,
Adına Festival Düzenlenen Bitki,
Bir Gramı Altının Gramına Eşdeğer Tutulan Bitki...
Osmanlı mutfağında safranın önemli bir yeri vardı. Safran tavuk ve balık çorbalarında, pilavlarda,tatlılarda kullanılırdı. Osmanlı döneminde Tokat, Izmir,Adna ve Safranbolu’da yetiştirilen safran artık sadece Safranbolu’da üretiliyor.
Yıllık üretim miktarı ise 12-13 kg. Safran çiçeği muhteşem eflatun rengiyle ekim sonunda açıyor. Çiçeğin üç parçalı olarak uzayan kızıl portakal renkli dişi organı  safran olarak yararlanılan bölümü. Hem baharat olarak, hem de ilaç sektöründe kullanılıyor.
Ayrıca ağırlığının binlerce katını sarıya boyayabiliyor.Gerçek ve katkısız safranın gramı 25TL: SAFRANBOLU’YA gidildiğinde safran almanızı öneririz.
Zaman içerisinde boya teknolojisi ve  ilaç sanayi indeki gelişmeler,  fiyatının pahalı olması tüketimin iyiden iyiye azalmasına neden olmuş.
Günümüzde Safran tarımı, Devlet destekli projeler ile yaşatılmaya çalışılmakta. 

9--Safranbolu lokumu alın.

Safrabolu’da lokum en büyük ikram. Çikolata, şekerden daha fazla tüketiliyor. Lokumu çok lezzetli. Lokum işinin Safranbolu’ da aynı zamanda kültürel bir boyutu da var.
Lokum ustalarının çoğu çocukluktan yetişmiş,bu mesleği babalarından, dedelerinden devralmışlar. Lokum nişasta , şeker, su gibi son drece basit üç malzemeyle yapılıyor.
Bakır kazanlarda tahta kaşıkla sürekli karıştırılarak pişirilirmiş. Şimdi mekanik küreklerele karıştırılıyor. Safran lokumunu sadece Safranbolu’da bulabilirsinz. 

10-Yörük köyünü  ziyaret edin.

Yörük köyü Sfranbolu^nun hemen yanı başında , sadece 20 km. uzaklıkta. Bu yüzden hazır Safranbolu^ya kadar gitmişken burayı  da kaçırmayın. 750 yıllık bir köy burası. 450 yıldır ayakta olan Odabaşı evi gelmiş geçmiş en eski ev unvanına sahip. Köyün tamamı açık hava müzesi gibi. Köyde konaklama tesisi yok. İlla konaklamak istiyorsanız ev-pansiyonlardan yararlanmanız gerekiyor.
Hüsyein, Hacı ve Davut isimli 3 kardeşin yönetimindeki yörük aşiretlşeri .Orta Asya’dan dağılan Oğuz Türklerinin   kollarından biri. 3 kardeşin en büyüğü Hüseyin ve beraberindekiler bugünkü Yörük Köyü’nün  ortasındaki  Hafız Pınarı olarak bilinen yere çadır kurup yerleşmişler. Zamanla meralar yetmez olmuş, dğer kardeşler de kendi adlarıya anılacak olan köyler kurmuşlar.
Köydeki en eski ev 450, en yeni ev 90 yıllık. Uğura inanan Yörük köyü sakinlei evlerinin saçaklarına vurdukları geyiklerin boynuzlarını asarlarmış.
Köyün eve baklavası, gözlemesi, ayranı ünlü. Yörük Kilerinden salça, tarhana,erişte. alabilirsiniz. Tonoz’da ise hediyelik eşyalar size bekliyor. 

Türkiye’nin en güzel köyü: ŞİRİNCE 

Adı gibi şirin bir köy Şirince. Çevresi turist kaynıyor ama köye geldiğiniz an ‘ Uzaklardayım’ hissi yaratıyor. Günümüzün hızlı metropollerinde yaşayanlar için tam bir sığınak…
Eğer ‘Her yere yakın olayım, ama kafamı da dinleyeyim ‘diyorsanız hiç düşünmeden  Şirince’yi seçin. 

Nasıl gittim ? 

İstanbul’dan Şirinceye ulaşmak sanıldığından çok daha kolay! Sadece 1,5 saat sonra köyde bilin kendinizi !
İstanbul’dan İzmir’e 45 dakikada uçuluyor. Havalanından  taksi tuttum. ( pazarlıkla 120TL) 45 dakikada Şirince’deydim. 

Nerede kaldım ?

Jodie Foster kaldıysa elbet bir bildiği vardır! Ben de onun gibi Güllü Konakları’nı seçtim. Güllü Konakları köyün en tepesinde. Köyün hem içinde, hem dışında, kalabalıktan uzaktasınız. Manzara harika! Sahipleri ünlü işadamı Halit Narin’in kızları Oya-Mine Narin. Konağın gurmelere layık bir restoranı var.
Akşam yemeklerini burada yeyin. Restoran dışarıdan gelenlere de açık. Sunduklar yiyecekler,süt, sebzeler meyveler hep kendi çiftliklerinden.  
Çevreye saygılı bir tesis, yakıt olarak bile pirina dedijkleri kırılmış  zeytin çekirdeği kullanıyorlar. Konak orijinal bina aslına sadık kalınarak restore edilmiş. 

Otelin müdürü Zeynep Erdilek ‘le sohbet ettim:

"Jodie Foster , Oprah Winfrey  buraya geldilerse bir bildikleri vardır" dedim ben de geldim !
(Gülüyor)
Oprah Winfrey ekibini cruise gemisiyle  İzmir’e getirdiğinde  yakın arkadaşlarıyla buraya gelmişti.
Burada bir gün geçirip, dinlendiler, yemek yediler, mutfağımızı Türkiye’de bulundukları süre boyunca yedikleri restoranlar arasında ilk 3’de buldular, tabii bu çok mutlu edici..

Oscar ödüllü Jodie Foster bu yaz kaldı sizde ailesiyle değil mi…?

Evet..Bu seferki  daha çok ailece çocuklar için yapılan  bir kültür seyahati imiş.  Şirince ve otelimizin hem dokusundan hem de tarihsel hikayesinden çok etkilendi, keyifli bir iki gün geçirdiler ailecek.
1980’li yıllarda Efes’i ziyaret etmiş O zamandan bu yana Teras evler açıldığı için çok ilgisini çekmiş.
Kişisel olarak tarihe ve arkeolojiye çok meraklı bir hanım Örneğin ; rehberi dedi ki ‘ O kadar iyi biliyordu ki, bazen benim yerime çocuklarına o anlattı.’

Nasıl bir anne?

İki kadın* da tam bir ebeveyn. İlgili, şefkatli, çok iyi anne modeli her ikisi de…
( Jodie Foster’ın eşi bir  kadın) 

Ne yiyor, kilosuna dikkat ediyor mu?

Jodie Foster vejetaryen. Sebzeli güveç, salata balık öyle şeyler yiyor… 

Konak muhteşem, herkesi memnun eder, ama sizin bir de ‘Şirince içinde  gizli bir cennet’ dediğiniz bağ eviniz var… 

Evet!Güllü Konak Bağ Evi Şirince’nin manzarası itibari ile en güzel noktasında, otelimize 10 dakika  mesafede, biraz daha yüksek bir konumda yer alıyor.
Köyün en eski taş evlerinden biri, içerisine asma kat bir yatak odası ekledik, binanın dışından çıkılan ve sizi muhteşem manzara ile buluşturan bir de asma balkonu var.
Etrafı zeytin ağaçları, üzüm bağları ve lavantalar ile çevrili. Küçük bir aile veya iki kişi için her türlü konfor düşünülerek dekore edildi, minik bir kütüphanesi bile var.
Ne kadar anlatsam kifayetli olmaz tecrübe etmek lazım !
Güllü Konakları Tel:  0232 898 31 31 

Gitmek için en iyi zaman?

Eylül – Ekim ve Nisan- Mayıs- Haziran .Yani gitmenin tam zamanı şimdi ! 

En güzel manzaralı restoran ?

Güllü Konaklar ve  Artemis . İkisinin  manzarası ayrı güzel, konseptleri  farklı…  
Eşinize özel olduğunu hissettirmek istiyorsanız Güllü Konakların restoranını seçin. Az masayla özel servis sunuyorlar.
Artemis Restoran  eskiden köy ilkokulu olan binada. Bina da, bahçesi de çok keyifli.  Özellikle akşamları ışıklandırılımış köyü buradan seyretmeye doyamadım. 

En otantik restoran?

Ocakbaşı. Bir aile işletmesi. Bir öğlen yemeğinizi burada yeyin. Yemeğinizi yerken yan tarafta onlar tarhanalarını yoğuruyor,  biberlerini ipe geçiriyorlar.
Burada yöreye özel çökelekli biber kızartması  yeyin.  Evet kızartma ama kırk yılın başı yemenin bir zarar olmaz !
Tarifini Ocakbaşı restoranın sahibesi Zeynep Hanım’dan aldım : 

Çökelekli biber kızartması

1 paket çökelek
4 yumurta
İstediğiniz kadar maydanoz 

Malzemeyi karıştırın.
Sivri iri yeşil biberleri çekirdeğini çıkartmadan  bıçakla ortadan yarın.
İçlerini bu malzemeyle doldurun.
Zeytinyağında kızartın.
Biberleri tavadan alın.
Bu yağın içine küp kesilmiş domatesleri doğrayın, karıştırarak pişirin.
Biberlerin üzerine dökerek servis edin. 

Ne içmeli ?

Güllü  Konakları’ndaki Mürver şurubunun tiryakisi oldum.
Yöreye özgü meyveli şaraplar da mükemmel olmasa da hoş aperatifler. 

Ne alınır ?

Kesinlikle Demetrius’tan takı!  Baba oğul Sedat ve Emre  Kantaroğlu’na ait bu takı dükkanı  her kadını ağına düşürür cinsten!  
Sedat Kantaroğlu bir artizan ;Troya filminin de takılarını hazırlayan kişi.
Ayrıca zeytinyağı, meyveli şarap, boncuklu sabunlar, ev yapımı tarhana, kuru incir  ve köylülerin ürettiği daha pek çok şey… 

Kiminle tanışmalı ?

Köyün en yaşlısı Ali Kaya ile! ‘ 2 eş, 4 evladım var toğrağın altında ‘diyor ama kendisi hayata hala sımsıkı bağlı.
1924 yılında henüz 2 yaşındayken mübadele nenediyle Kavala’dan gelmiş ailesiyle. Belki de köyün en renkli kişisi !
Onu bulmak için oğlunun işlettiği kahveye gittiğimde çatır çatır hesap yapıyordu.
Nasıl bu kadar sağlıklı kaldığını sordum. ‘ Ben her şeye uyarım!’ dedi. Bir de günde sadece 2 öğün yiyor.
Kokoreç ve midye dışında her şeyi yiyormuş. 

Nerelere gidilir ? 

Şirince’de kalın. Çevredeki yerlere günü birlik geziler düzenleyin.
Efes, Selçuk en yakın yerler. Biraz daha uzaklar derseniz Pamukkale var. 

Efes ve Selçuk 

Şirince Selçuk arası 9 km. Şirince meydanından her yarım saatte bir kalkan dolmuşlar var ( 3TL). 10 dakikada Selçuk’ta oluyorsunuz.  
Dolmuşun sizi bıraktığı yerden de taksiyle Efes’e gidin.  İyi bir kitap eşliğinde kendi kendinize gezebilirsiniz.  Yanınıza mutlaka şapka ve güneş gözlüğü, kremi alın.
Efes’te bir tepenin altından  zenginlerin oturduğu Teras evler gün ışığına çıkartıldı. Burayı gezmeden sakın dönmeyin.
Selçuk’ta İsa Bey Camii, St. John Kilisesi, Selçuk Müzesi, Artemis Tapınağı görülecek yerler arasında…
Efes’i gezdikten sonra öğle yemeğini Selçuk Köftecisi’nde yeyin.  Köftesi de, yemekleri de enfes! Buradaki tahinli keşkülü es geçmeyin.
Selçuk Köftecisi Tel: 0232 892 66 96. 

Pamukkale

Pamukkale’ye otobüsle çok rahat  gidip dönebiliyorsunuz. ( Kişi başı 45 TL)  Yolculuk 3 saat sürüyor.
Pamukkale’de travertenleri gezip, doğal havuzlara girin. Tepede Hierapolis kentinin kalıntıları var.
Mümkün olduğunca hafif bir çantayla gidin, çünkü eşyalarınızı koyabileceğiniz bir yer yok. Güneş kremi ve şapka şart. 

Neyi okumadan gitmeyin?

Dido Sotiriyu’nun "Benden Selam Söyle Anadolu’ya" kitabını….  Bu kitapta anlatılan köy Şirince. Şirince 1924 ‘e kadar bir Rum köyü.
1. Dünya Savaşı’nın ardından Yumanistan ve Türk hükümetlerinin aldığı kararla her iki taraftaki Rum ve Türkler Bundan sonra barış içinde yaşamalarının imkansızlığı düşünülerek  karşılıklı yer değiştiriyor.
1924’te boşaltıldıktan sonra  Buraya Yunanistan’dan gelen Türkler yerleştiriliyor. Köy tamamıyle 1. Derece SİT alanı. Bu yüzden  günümüze kadar bozulmadan kalabilmiş. 

İLETİŞİM

Telefon
:
90-212 322 11 28 
Faks
:
90-212 322 73 87
GSM
:
90-532 614 85 80
Adres
:
İstanbul Caddesi Tan Sokak Kemer Corner Sitesi
İnci Blok Kat 4 Daire 32 Göktürk / İstanbul
E-Mail
:
yaseminbradley@gmail.com